
YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ YAŞAM KOÇLUĞU SERTİFİKA PROGRAMI
Koçluk gerçek koçlardan öğrenilir. Koçluk yapmamış sadece teori anlatanlar, bal kavanozunu yalayıp balın tadından
haberdar olmayanlara benzer.
Koçluk eğitimlerimizi Uluslararası deneyim sahibi Master Trainer Ömer Çam ve onun yetiştirdiği ekip vermektedir.
Deneyim ve tecrübe en kıymetli bilgileri içerir. Koç olmak için gereken her türlü bilgiyi gerçek ustadan öğreneceksiniz.
54 Ülke seyahatinin deneyimleriyle Koçluğu tamamen bir sanata çeviren ustadan ders almak katılımcılar açısından muhteşem bir şans. Şu ana dek yetiştirdiğimiz 1.000 den fazla koç ile geleceği gururla şekillendiriyoruz.
ÜÇ TEL İLE KONSER VERMEK
“18 Kasım 1995 günü keman sanatçısı Itzhak Perlman, New York’ta, Lincoln Center’daki Avery Fisher Salonunda bir konser vermek üzere sahneye çıktı. Eğer herhangi bir Perlman konserinde bulunmuşsanız bilirsiniz ki onun için “sahneye çıkmak” hiç de küçümsenecek bir başarı değildir.
Çocukluk yıllarında çocuk felcine yakalanmış olan Perlman’ın her iki bacağında da destekleyici ateller vardır ve ancak kol değneği yardımıyla yürüyebilmektedir. Onu sahne üzerinde her defasında sadece bir adım atabilmek suretiyle acı içinde ve yavaş yavaş yürürken görmek unutulmayacak bir görüntüdür.
Ağrılar içinde ama ihtişamla yürümektedir, sandalyesine erişinceye kadar. Sonra oturur; yavaşça koltuk değneklerini yere koyar, bacaklarındaki atellerin klipslerini açar, bir ayağını geriye iter, ötekini öne uzatır. Daha sonra yere eğilerek kemanını alır, çenesinin altına koyar, orkestra şefine başıyla işaret verir ve çalmaya başlar.
Şu zamanda değin, izleyiciler bu ritüele alışmışlardır. O, sahnenin bir ucundan sandalyesine doğru ilerlerken sessizce otururlar. Bacaklarındaki klipsleri açarken inanılmaz bir sessizlikle beklemektedirler. Çalmaya hazır olana dek beklerler.
Ancak o konserde bir şeyler ters gitti. Daha ilk birkaç satırı çalmıştı ki, kemanın tellerinden bir tanesi koptu. Telin kopma sesini duyabilmek mümkündü, salonun bir ucuna tabancadan fırlayan kurşun gibi gitmişti ses. O sesin ne anlama geldiği konusunda yanılmak imkansızdı. Ve bunun akabinde ne yapılması gerektiği konusunda da…
O gece orada olan insanlar kendi kendilerine şöyle düşündüler: “Anlamıştık ki, yeniden
ayağa kalkması, atelleri yeniden takması, koltuk değneklerini alması, yavaş yavaş sahne
arkasına gitmesi ve ya yeni bir keman bulması ya da yeni bir tel takması gerekecekti”
Ama o öyle yapmadı. Bunun yerine bir dakika kadar bekledi, gözlerini kapadı ve sonra şefe yeniden başlaması için işaret verdi. Orkestra başladı ve o kaldığı yerden devam etti.
Ve daha evvel hiç görülmemiş bir tutku, güç ve saflıkla çaldı. Elbette herkes bilmektedir ki;
senfonik bir eseri sadece 3 telle çalmak imkansızdır. Bunu ben de bilirim, sen de bilirsin, herkes bilir…
Ama o gece, Itzhak Perlman bilmeyi reddetmişti.
Onu, parçayı kafasında dizayn ederken,harmanlarken, değiştirirken ve yeniden bestelerken görebilirdiniz.
Bir noktada, telleri nerdeyse yeniden tonlamışçasına sesler çıkarmaktaydı kemandan, daha evvel hiç vermedikleri sesleri vermelerini sağlamak için…
Bitirdiğinde salonu olağanüstü bir sessizlik kapladı. Ve akabinde seyirciler ayağa kalktı ve tezahürata başladılar. Oditoryumun her yanından inanılmaz bir alkış patladı.
Hepimiz ayaktaydık… Bağırıyor, ıslık çalıyor, alkışlıyor, yaptığını ne kadar takdir ettiğimizi,
beğendiğimizi anlatacak her türlü hareketi yapıyorduk. Gülümsedi, yüzünden akan terleri sildi, yayını kaldırarak bizi susturdu ve böbürlenerek değil ama sessiz, güçlü, dingin bir tonla şöyle dedi :
“Bilirsiniz, bazen de sanatçının görevidir, elinde kalanlarla ne kadar daha müzik yapabileceğini bulmak…”
Bu ne güçlü bir cümledir. Duyduğumdan beri aklımdan çıkmıyor. Ve kim bilir?
Belki de bu bir yaşam tarzıdır, sadece sanatçılar için değil hepimiz için.
Burada, tüm yaşamını bir kemanın 4 teli ile müzik yapmak üstüne kuran ve birden bire,
bir konserin ortasında kendini sadece 3 tel ile bulan bir adam vardır. O da 3 tel ile müzik
yapmayı seçer… Ve o gece yaptığı; sadece 3 telle yaptığı müzik, daha evvel yaptığı,
4 teli varken yaptığı her şeyden daha güzel, daha kutsal, daha unutulmazdı…
“O zaman belki de bizim görevimiz, yaşadığımız bu sallantılı, hızla değişen, ürkütücü dünyada kendi müziğimizi yapmaktır; önce elimizde olan her şeyle ve daha sonra bu artık
imkânsız olduğunda, sadece elimizde kalanlarla…”
Jack Riemer
Biz bu hayatta yaşamınızı elinizdeki imkânlarla yeniden bestelemeyi öğrenmenizi istiyoruz. Koçluk eğitimimiz bunun için…
SPOR KOÇLUĞU
Sporda başarı sadece paranın itici gücüyle gelmez. Sporcunun kendi potansiyelini keşfetmesi ve yaşam amacını keşfetmesi gerekir. Farkındalığı yüksek ve kendini bilen sporcular tarihin altın sayfalarında yerini alır.
Bu güne değin yaptığım motivasyon çalışmaları hep başarıya ulaştı. Doğru anahtar her kapıyı açarken yanlış anahtarla kapılar açılamaz.
Koçluk ve motivasyon çalışmalarımız kişiye ve takımlara özel yapılmaktadır.
ALANYASPOR İLE 2015-2016 SEZONU PLAY OFF VE SÜPER LİGE ÇIKIŞ
1461 TRABZONSPOR İLE 2011-2013 SEZONLARINDA ZİRVEYE KADAR GİDEN ÇALIŞMA

2014-2015 SEZONUNDA TRABZONSPOR İLE KAYSERİ MAÇI ÖNCESİ MOTİVASYON

ŞUBAT 2016 TRABZONSPOR TAKIMINA KAYSERİSPOR MAÇI İÇİN YAPILAN MOTİVASYON KOÇLUĞU SONRASI BASIN HABERLERİ
‘Koç’um benim! NTV SPOR
16 Şubat 2016 02:01

Trabzonspor’da Hami Mandıralı’nın takımın başında çıktığı 4’üncü maçta ilk kez galip gelmesinin ardından yoğun bir motivasyon çalışmasının olduğu, teknik kadronun yanı sıra yaşam koçu Ömer Çam’ın da etkili olduğu bildirildi
Göreve başladıktan sonra Ziraat Türkiye Kupası’nda Gaziantepspor’a 2-0, Akhisar Belediyespor’a 1-0 yenilen, ligde de Akhisar Belediyespor karşısında 2-1’lik mağlubiyet alan Trabzonspor Teknik Direktörü Hami Mandıralı, Kayserispor maçında ilk defa galibiyetle tanışmanın sevincini yaşadı.
Taktik çalışmalar kadar camiadan yoğun eleştiriler alan futbolcuların psikolojilerini düzeltmek için de mesai harcayan Hami Mandıralı, göreve geldikten sonra tüm futbolcularıyla tek tek veya grup konuşmaları yaparak takımın motivasyonunu yükseltmeye çalıştı. Bordo-mavililer, Kayserispor maçı öncesi de yaşam koçu Ömer Çam’dan profesyonel destek aldı.
“YAŞAM KOÇU ÇAM’IN BÜYÜK KATKISI OLDU”
Antrenmandan arta kalan zamanlarda oyuncularla düzenlenen toplantılarda motivasyon konuşmaları yapan yaşam koçu Çam’ın takıma büyük katkısı olduğunu belirten Hami Mandıralı şöyle dedi:
“Özellikle geçen hafta çalışma ve performans olarak oyuncularımızla müthiş bir diyalog kurduk. Farklı şeylerle olayın ciddiyetini anlatmaya çalıştık. Dışardan Ömer Çam hocamızdan destek aldık. Toplantılar ve diyaloglar iyi geçti. Bu toplantılarda herkes çok mutlu oldu. Oyuncular da mutlu oldu ve içlerindeki enerjiyi sahaya yansıttılar.”
Bordo mavili takımda Galatasaray maçı öncesi de bu tür motivason çalışmalarının devam edeceği belirtildi.
“SİLKELENDİK”
Futbolcular da bir gün süreyle Trabzon’da kalan, tek tek ve grup olarak kendileriyle ilgilenen Ömer Çam’ın desteğinden çok memnun olduklarını söyledi. Ömer Çam’ın görüşmelerinde,”İçinizde var olan potansiyeli ortaya çıkarın” vurgusu yaparak kendilerini motive ettiğini belirten oyuncular,”Çok memnun kaldık. Adeta silkelendik” ifadesi kullandı.
Trabzonspor’un galibiyetinde ‘yaşam koçu’ etkisi
Trabzonspor’da Hami Mandıralı’nın takımın başında çıktığı 4. maçta ilk kez galip gelmesinde yaşam koçu Ömer Çam’ın da etkili olduğu bildirildi.

Fanatik Gazetesi
ÖMER ÇAM HABERLERİ
“Sosyete, ‘Mış’ Gibi Davranıyor, Yaşamında İstikrarı Sağlayamıyor”
29 Temmuz 2013 Pazartesi 12:14
Yaşam Koçu Çam: “Sosyetede ‘mış gibi yapmak’ bir gelenek haline gelmiş. Yaşıyormuş, seviyormuş, samimiymiş, güveniyormuş, anlıyormuş gibi yapmaktan söz ediyorum. Sahte bir rol davranışı bu”
“Mutluymuş, güveniyormuş, samimiymiş gibi yapamazsınız. Ya olursunuz ya da olmazsınız. ‘Mış’ gibi yapmak sahte gülüşlere benzer. Bu yüzden sosyete, yaşamında istikrarı sağlayamıyor”
Türkiye’de 10 yıldır profesyonel yaşam koçluğu hizmeti veren Ömer Çam, sosyetede “mış gibi yapma”nın bir gelenek haline geldiğini belirterek, “Yaşıyormuş, seviyormuş, samimiymiş, güveniyormuş, anlıyormuş gibi yapmaktan söz ediyorum. Sahte bir rol davranışı bu” dedi.
Çam, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son yıllarda popüler olan yaşam koçluğunun, kişisel hayatta ve iş yaşamında en iyi ve mükemmel olabilmenin yolu olarak bilindiğini söyledi.
Son zamanlarda yaşam koçlarına özellikle “sosyete” olarak bilinen kesimden gelen taleplerin arttığını vurgulayan Çam, şöyle devam etti:
“Sosyete de olsa neticede bu gelen insanların hayattan beklentileri var. Şu bir gerçek ki para ve maddiyat her şeyi çözmez. Milyon lira tutan bir saray ya da villa alınabilir ama içinde huzurlu ve mutlu bir yaşam sürme garantisi yoktur. Mutluluk, alışveriş merkezlerinden satın alınamaz. Çok pahalı bir çanta veya araba satın alınabilir ama hayat dengesine pozitif tesir yapmaz. Yaşam kalitesi ve denge, insanın iç dünyasıyla ilgilidir. İçinizde korku varsa dış dünyada korkuyu yaşamak kaçınılmazdır. İçinizde güvensizlik varsa dışarıda güven problemi her yerde sizi bulacaktır.”
Sosyetedekilerin yaşadığı zorluğun, ilişkilerinden kaynaklandığını anlatan Çam, insanların birbirlerini yüzlerindeki maskelerden anlamaya çalışıp buna göre ilişkiler kurduğunu ancak maskenin altındaki kuvvet ve motivasyon açığa çıkınca ilişkilerin bozulup yaşam kalitesinin düştüğünü savundu.
– “Mış gibi yapmak, plastik kelimelerle konuşmaya benzer”
Benzer arabalar, aynı mekanlarda yemek içmek, benzer kıyafetler, çantalar, kokular, ayakkabıların, bir arada olmanın temel şartı olarak kabul edildiğini dile getiren Çam, ilişkilerin, temel yapı taşı olan samimiyet ve güveni barındırmadığını belirtti.
Çam, sosyetede insanların birbirlerine ayna tutamadığını ve bozulan dengeleri düzeltemediğini öne sürerek, şunları kaydetti:
“Sosyetede ‘mış gibi yapmak’ bir gelenek haline gelmiş. Yaşıyormuş, seviyormuş, samimiymiş, güveniyormuş, anlıyormuş gibi yapmaktan söz ediyorum. Sahte bir rol davranışı bu. Mış gibi yapmak, plastik kelimelerle konuşmaya benzer. Plastik kelimelerde duyarlılık, anlayış, empati, sevgi, huzur gibi hayatın anlamını oluşturan etkiler bulunmaz. Bir çiçeği, bir bebeği seviyormuş gibi yapılamaz. Ya seversiniz ya sevmezsiniz. Mutluymuş, güveniyormuş, samimiymiş gibi yapamazsınız. ya olursunuz ya da olmazsınız. Mış gibi yapmak, sahte gülüşlere benzer. Bu yüzden sosyete, yaşamında istikrarı sağlayamıyor.”
Kendisine başvuranlara başarı, mutluluk, huzur, güven ve samimiyeti getirecek biçimde kendi dünyalarının farkına varmalarını sağlamaya çalıştıklarına işaret eden Çam, hayatın gerçek olan değerlerine önem vererek yaşamaları ve ilişkiler kurmalarına destek olduklarını sözlerine ekledi. –
