Eski zamanlarda bir fare varmış. Kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşıyormuş. Büyücünün biri fareye acımış ve onu bir kediye dönüştürmüş.
Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlamış. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürmüş. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlamış. Büyücü bakmış ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok.
Onu eski haline döndürmüş. Ve demiş ki,”Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem.”
Korkuyla geçen bir hayat yaşamak değildir. Korkuları yendiğimizde gerçekten yaşamaya başlarız.
“İnsanların çoğu sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.”
Comments are closed.






